Nurettin Canikli: Yedili Masa mutabakat metni taahhütleriyle ulus devletini tehdit ediyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli, 14 Mayıs seçimlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

HDP’nin Yedili Masa’nın cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğine dikkat çeken Canikli, ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ hedef alan açıklamaların, kapalı kapılar ardındaki mutabakatlarının yansımalarını gösterdiğine vurgu yaptı.

Canikli

“Yedili Masa’nın; 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘üniter’ yapısını değiştirecek ve HDP’nin bölünmeye götürecek taleplerini, Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeleri karşılığında kabul ettikleri anlaşılmaktadır”

dedi.

Canikli’nin açıklaması şu şekilde:

‘7’li masanın mutabakat metninde yer alan taahhüt ve hedefler dikkate alınırsa, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ tarihe karışır.

‘7’li masanın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini açıklayan HDP yetkililerinin ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ hedef alan açıklamaları, Kemal Kılıçdaroğlu ve 7’li masanın HDP ile kapalı kapılar ardındaki mutabakatlarının yansımalarını göstermektedir

’ 7’li masanın genel başkanları imzaladıkları mutabakat metninde:

100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘üniter’ yapısını değiştireceklerini,

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeleri karşılığında, terör örgütü PKK’nın siyasi sözcülüğünü yapan HDP’nin Türkiye’yi bölünmeye götürecek taleplerini yerine getireceklerini,

Merkezi yönetimin gücünün zayıflatıldığı özerk ve federal bölgesel yönetimleri oluşturacaklarını, kabul ve beyan etmektedirler.

‘7’li Masa vaadi olan (PKK Sözde yöneticilerinin talebi doğrultusunda) Avrupa özerklik şartının kabul edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter (ulus devlet) yapısının ortadan kaldırılması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkisinin yerel yönetimlerin bulunduğu topraklar için sınırlandırılması anlamına gelmektedir.

‘7’li masanın vize serbestisi için Avrupa’nın, Terörle Mücadele Yasası’nda yapılmasını istediği değişiklikleri gerçekleştirme vaadi ile , PKK ve diğer terör örgütlerini övmek, propagandasını yapmak ve onlara taraftar kazandırmak yasal hale getirir.

‘PKK terör örgütü, ülkenin belirli bölgelerinde siyasi yapılanma için hiçbir engelle karşılaşmadan uygun bir çalışma ortamı sağlar.’

‘7’li masanın; 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘üniter’ yapısını değiştirecek ve HDP’nin bölünmeye götürecek taleplerini, Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeleri karşılığında kabul ettikleri anlaşılmaktadır’

Yedili Masa ulus devletini tehdit ediyor

7’li masanın mutabakat metninde, Türkiye Cumhuriyeti Ulus Devleti’nin hem ekonomik kurumları ve işleyiş mekanizması ve hem de siyasi ve idari yapılanmasının ortadan kaldırılması hedeflenmektedir.

7’li masanın mutabakat metninde yer alan taahhüt ve hedefleri dikkate alınırsa, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ tarihe karışır.

7’li masanın idari ve siyasi alanda ‘Cumhuriyet’ ve ‘Ulus Devlet’ kavramlarının içini boşaltacak karar ve taahhütlerine göz atalım.

1. Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere 7’li masa etrafındaki genel başkanlar, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Türkiye tarafından uygulanan şerhi kaldıracaklarını ve özerklik şartını uygulayacaklarını açıklamaktadırlar. Şerhin kaldırılması, PKK’nın sözde yöneticileri ve HDP yöneticileri tarafından da uzun zamandan beri talep edilmektedir. Avrupa özerklik şartı, yerel yönetimlere İDARİ ve MALİ özerklik sağlamaktadır. İdari ve mali özerklik siyasi özerkliğin alt yapısını oluşturmaktadır. Bir başka ifade ile siyasi özerklik, idari ve mali özerklik ile ete-kemiğe bürünmekte ve somutlaşmaktadır. Avrupa Özerklik Şartı ayrıca, yerel makamların, başka devletlerin yerel makamlarıyla iş birliği yapabileceklerini öngörmektedir. Bu düzenleme de yerel yönetimlere uluslararası siyasi boyut kazandırmakta ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin denetim yetkisi ile birlikte dış müdahalelere açık hale getirmektedir. Avrupa özerklik şartının kabul edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter (ulus devlet) yapısının ortadan kaldırılması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkisinin yerel yönetimlerin bulunduğu topraklar için sınırlandırılması anlamına gelmektedir.

2. 7’li masanın mutabakat metninde, yerel yönetimlere (belediye başkanlarına) merkezi yönetim tarafından kayyum ataması uygulamasının kaldırılacağı taahhüt edilmektedir. Kayyum atama yetkisi ortadan kaldırıldığında, terör bağlantısı nedeniyle görevden el çektirilen belediye başkanlıkları üzerindeki merkezi hükümetin vesayet (idari vesayet) yetkisi sonlandırılmış olur. Merkezi yönetimin, idari ve mali açıdan özerkleştirilmiş belediyelerin iç işlerine müdahale yetkileri tümüyle ortadan kalkar.

3. Diğer taraftan, 7’li masanın adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Terörle Mücadele Yasası’nı, Avrupa’nın isteği çerçevede yumuşatarak Avrupa ile vize sorununu çözeceğini beyan etmektedir. Özellikle terörle mücadele Yasası’nın 6, 7 ve 8’inci maddelerinde Avrupa’nın istediği değişiklikler yapıldığı taktirde,

a) Terör örgütlerinin cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek veya övmek,

b) Terör örgütünün çebir ve şiddet içeren yöntemlerini teşvik ederek propagandasını yapmak,

c) Terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerini deşifre ederek hedef göstermek, suç olmaktan çıkar.

Özetlemek gerekirse, 7’li masanın vize serbestisi için Avrupa’nın, Terörle Mücadele Yasası’nda yapılmasını istediği değişiklikleri gerçekleştirme vaadi ile, PKK ve diğer terör örgütlerini övmek, propagandasını yapmak ve onlara taraftar kazandırmak yasal hale gelir.. Esasında bu düzenleme terör örgütlerinin toplum nezdinde meşrulaşması ve siyasi bir organizasyon olarak kabul edilmesinin önünü açar. Aynı zamanda, terörle mücadelede ciddi ve Devlet’in güvenliğini tehdit edecek boyutta zafiyete sebep olur. PKK terör örgütü, ülkenin belirli bölgelerinde siyasi yapılanma için hiçbir engelle karşılaşmadan uygun bir çalışma ortamı sağlar.

4. 7’li masanın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini açıklayan HDP yetkililerinin ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ hedef alan açıklamaları, Kemal Kılıçdaroğlu ve 7’li masanın HDP ile kapalı kapılar ardındaki mutabakatlarının yansımalarını göstermektedir.

Bu çerçevede,

a) Sırrı Sakık’ın ‘100 yıllık cumhuriyeti değiştireceğiz’ şeklindeki açıklaması,

b) Sırrı Süreyya Önder’in İzmir İktisat Kongresi’nde, Batı’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne 100 yıl avans verdiğişeklindeki (yani 100 yıllık avansın süresi dolmuştur ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel yapısının değişmesinin zamanı gelmiştir anlamında) açıklaması,

c) Etnik bir yapıyı tanımlamanın çok ötesinde, İslam coğrafyası ve medeniyeti ile aynı anlama gelen Türklüğün Anayasa’dan çıkartılacağına ilişkin olarak, 7’li masanın genel başkanlarından birisinin yaptığı ve diğer genel başkanlar tarafından karşı çıkılmayan açıklaması, örnek olarak verilebilir.

5. IMF ve benzeri kuruluşlardan yüklü miktarda kredi kullanılması önemli siyasi talepleri de beraberinde getirecektir. Esasında ABD ve AB’nin bu konudaki siyasi talepleri bilinmektedir. Bunu çok sık kamuoyu ile paylaşmakta ve ikili görüşmelerde dile getirmektedirler. Vaatleri doğrultusunda IMF ile kredi kolaylığını içeren olası bir stand-by düzenlemesi ile Türkiye aşağıdaki siyasi tavizleri vermek zorunda kalır.

a) Sınır ötesi operasyonların durdurulması çerçevesinde Türk silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve Libya’dan tamamen çekilir. Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’den Türkiye’ye yönelik terör saldırıları, ABD ve Avrupa tarafından terör örgütüne sağlanan sofistike silah sistemleriyle (hava saldırı araçları dahil) daha yoğun bir şekilde tekrar başlar.

b) Türkiye Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni bağımsız bir devlet olarak tanır ve Doğu Akdeniz’deki tüm haklarından vazgeçmiş olur. Bu taviz vize serbestisi için de AB tarafından talep edilmektedir.

c) Devlet tarafından yürütülen önemli ve kritik savunma sanayi projeleri ile savunma ürünlerinin yerlileştirilmesi çalışmaları son bulur.. Muhteşem ve eşsiz hava savunma araçları üreten BAYKAR firması devletleştirilerek etkisiz hale gelir. Bu durum 7’li masanın genel başkanları ve milletvekilleri tarafından ‘erken dışa vurum’ olarak sık sık dile getirilmektedir.

d) Rusya ile ilişkilerde Türkiye, Batı’nın yanında ve Rusya’nın karşısında yer alarak; Rusya ile siyasi ve savunma alanındaki işbirliği tamamen sonlandırılır, ekonomik ilişkiler ise en alt seviyeye çekilir.

Şimdi ekonomik bağımsızlığın nasıl yok edilmek istendiğine tekrar bakalım.

IMF ile yapılacak ve yüklü bir finansman (borç) paketini içerecek olası stand-by düzenlemesinden sonra,

1. Hazine ve Maliye Bakanlığı, bağımsız para ve maliye politikası izleyemeyeceği için fiilen devre dışında kalır. Hazine ve Maliye Bakanlığı, borçlanma ve faiz politikasından, gelir ve harcama politikasına kadar hiçbir konuda kendi hür iradesiyle karar alamaz ve uygulayamaz. Sadece genel politika çerçevesi değil en ayrıntılı konular dahi İMF tarafından gönderilen uzmanlar tarafından, ‘gözden geçirme’ toplantıları üzerinden kontrol edilmekte, karara bağlanmakta ve onaylanmaktadır. İçinde bulunduğumuz dönem eğer IMF ile stand-by mutabakatına bağlı olarak yürütülen bir dönem olsaydı, EYT problemini çözen düzenleme yapılamazdı, asgari ücretlere yapılan yüksek oranlı artışlara IMF tarafından izin verilmezdi, en düşük emekli maaşlarına yapılan zamlar gerçekleştirilemezdi ve depremzedeler için yapılan sosyal içerikli harcamaların büyük bölümü hayata geçirilemezdi.

2. Kamu bankaları küçültülüp etkisiz hale getirilerek finansal sistemimiz tamamen küresel sermayenin kontrolüne geçer; para ve sermaye piyasaları küresel sermayenin operasyonlarına açık hale gelir. Üretim ve ticaret sektörlerinin düşük finansman maliyetiyle fonlanmasında çok büyük ve önemli bir fonksiyon ifa eden kamu bankalarının piyasadan çekilmesi durumunda ölrkeduı9ciddi oranda üretim ve istihdam kaybı yaşanır. Türkiye ekonomisine yönelik küresel finı9ıujansal manipülasyonlara karşı kalkan vazifesi gören kamu bankalarının etkisizleştirilmesi, Türkiye ekonomisinin rüzgarın önündeki misl-i hazan gibi savrulmasına neden olur. Devlet adına ve lehine finansal sistemin dışarıdan kaynaklı şoklara karşı korunmasını sağlayan mekanizma ortadan kalkar.

3. 7’li masanın ekonomik programının uygulanması halinde Devletin hükümranlık yetkisinin sembolü olan para basma yetkisi fiilen TCMB’nden alınıp, kısa vadeli sıcak para hareketleri yoluyla küresel sermayeye aktarılır. TCMB fiilen etkisiz eleman konumuna düşürülür ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kalelerinden bir tanesi uluslararası küresel sermayeye teslim edilir.

4. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki (BİST) hisse senedi fiyat hareketleri, yabancı portföy yatırımcısının kararları doğrultusunda hareket eder, fiyatlardaki aşırı oynaklığı azaltmayı sağlayacak kontrol mekanizmaları kullanılamaz hale gelir. Özellikle piyasaya ani ve blok olarak sermaye giriş ve çıkışlarının oluşturacağı türbülanslara karşı BİST Yönetiminin elinde etkili bir araç kalmaz.

5. Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, IMF’in özellikle destekleme alımlarına getireceği miktar ve fiyat kısıtlamaları nedeniyle bağımsız bir politika izlenemez ve Tarım politikalarıyla ilgili temel parametre ve hedefler İMF tarafından belirlenir. Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, kendisine verilen programı uygulamak durumunda kalan edilgen bir yapıya dönüşür.

7’li masanın genel başkanları imzaladıkları mutabakat metninde,

i) Ekonomideki temel karar alma ve uygulama mekanizmalarının küresel sermayenin kullanımına bırakacaklarını,

ii) 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘üniter’ yapısını değiştireceklerini,

iii) Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeleri karşılığında, terör örgütü PKK’nın siyasi sözcülüğünü yapan HDP’nin Türkiye’yi bölünmeye götürecek taleplerini yerine getireceklerini,

iv) Merkezi yönetimin gücünün zayıflatıldığı özerk ve federal bölgesel yönetimleri oluşturacaklarını, kabul ve beyan etmektedirler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir