Kimdir 4’lü çete… Bu yağmacı sistemden çıkış nasıl olacak

Döne döne okuduğum düşün insanları var:

Prof. Samir Amin (1931-2018) bunların başında gelir. İnsanlığın kurtuluşuna adanmış entelektüel üretimine daima hayran kaldım.

Paris’te 20 yaşında Marks’ın eseri Kapital’i okuyor.

-“Kapitalizme ve onun ideolojik tezahürlerine dair muazzam kültüründen ve tahlilinin kanıtlayıcı gücünden fazlasıyla etkilenmiştim…

Ondan sonra da her 20 yılda yeniden okuyor. Fakat bu okumalar açlığını gidermiyor ve aklına şu soru takılıyor:

– Berbat sistem kapitalizm, Çin’de, Müslüman-Arap Ortadoğu’da değil de neden Avrupa’da doğdu?

-Tarihçi sıfatını hak eden namuslu tarihçiler medeniyetin kaynağının Avrupa (Grekoromen) olmadığını kabul eder. Mısır’da, Çin’de değilde neden Avrupa’da doğdu kapitalizm?

Samir Amin sorunun cevabını Marks’ın eserlerinde bulamıyor. Engels’in Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’ni okuyor. Orada da yanıtı bulamıyor. Arayışını sürdürüyor.

Tıpkı Marks-Engels gibi çok okumalar- araştırmalar yapıyor sürekli…

Sorbonne Üniversitesi’nden Prof. Rene Etiemble’nin Çin üzerindeki çalışmaları ilgisini, doğduğu (Mısır) Asya’ya yönlendiriyor. (Lafı geldi eklemeliyim; gerek Samir Amin, gerekse Etiemble Batı’da yok “soykırım destekçisi”, yok “eşcinsel düşmanı” yalanlarıyla daima karalandı.)

***

Uzatmayayım; Samir Amin’e göre, Avrupa geri olduğu için/ ihtiyacı yüzünden 1000-1250 yılları arasında ilk ileri hamleyi yapan oldu.

-Sistemin kuyruğundakiler kırılgan toplumlarda yaşarlar ve bu yüzden esnektirler.

Yani, yeni’ye açıktırlar.

Kapitalizm insanlık tarihine “ilerici” olarak çıkarken sermayeyi Marks’ın tanımıyla “ilkel birikimden” aldı: Soykırım yaptı, kölecilik yaptı, işçileri acımasızca sömürdü, insanları mülksüzleştirdi, doğayı katletti ve toplumları-ülkeleri kutuplaştırdı…

Samir Amin, kapitalizmin doğuşu ve dünya ölçeğindeki genişlemesine dair dört büyük kopuştan söz etti: 1500, 1800, 1880 ve 1990…

Kapitalizmin daima emperyalist karakteri olduğunu belirten Samir Amin, yaşanılan sonuncu/1990 sürece dair şunu dedi:

-Burjuvazi kalabalıktı ve görece bağımsız, özerk ve birbirleriyle sürekli rekabet halindeki ailelerden oluşuyordu. Şimdilerde çok sayıda, merkezileşmiş oligarşiden oluşuyor ve üretim sisteminin tamamını, dahası ve onun da ötesinde politik, kültürel, ideolojik sistemi de kontrol ediyor.

Ve bu küreselci emperyalizme “tarihin sonu” dediler, başka sistem yoktu! Sağı, solu, ılımlısı -ılımsızı İslam’ı örgütleri, faşistleri hepsini bu “torba” içine doldurdular. Partileri, örgütleri birbirine benzettiler…

Peki, bu yağmacı neoliberal emperyalist sistemden çıkış/ kopuş nasıl olacak?

***

Samir Amin, “eşitsiz ticaret” gibi tezlerle, “Üçüncü Dünya Ülkeleri, emperyalist karakterli kapitalist sömürüden kopmadan gelecek kuramaz” dedi.

Gerçek kalkınma reformuna ancak anti-emperyalist tavırla ulaşılırdı.

Bu nedenle, kapitülasyonlar ile mücadele diyoruz.

Bu nedenle, tam bağımsız Türkiye diyoruz.

Bu nedenle, ezilenlerin kurtuluşu diyoruz, yeni’ye onlar açıktır.

Ki:

Bu nedenle, Samir Amin…

Bu nedenle, Immanuel Wallerstein

Bu nedenle, Arghiri Emmanuel…

Bu nedenle, Andre Gunder Frank diyoruz.

Kapitalizme yönelik köklü eleştiriler getiren bu düşün insanlarına Batı’da “4’lü Çete” adı verdiler!

Hiç değişmez; serbest piyasayı kutsamayan anti-emperyalist herkese leke çalarlar.

Hiç değişmez; küreselci neoliberalizme sorgusuz-sualsiz teslim olun isterler.

Hiç değişmez; aynı torbaya doldurdukları partilerin birbirlerine benzemedikleri algısını yuttururlar.

Hiç değişmez; algı operasyonlarını gerçek diye yuttururlar.

Entelektüel sorgulamayı yapmayan aydınlar, ülkelerinin bağımlılığından/ tek tipleşmesinden sorumludur.

Neoliberalizmi kuralsız uygulayan iktidar ile, neoliberalizmi kurallı uygulayacağını söyleyen muhalefet arasına sıkışmak zorunda mıyız?

Halkçı düşüncenin yolu, 4’lü Çete’nin yoludur…

Soner Yalçın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir