Samsat Haber Sitesi

Haber Takip Merkezi – Güncel ve Tarafsız Haber Sitesi – Ülkenin Nabzını Tutan Site

“Amok koşucuları”

Biz Türkiye’de 20. hatta 19. yüzyılın hukukuyla boğuşuyoruz.. Gençler hiçbir kimseye ya da şeye zarar vermeden yürüyüp düşüncesini ifade etti diye topluca cezaevine yolluyoruz. Erdoğan’ın “ölene kadar başkanlık” hırsı yüzünden insan hayatlarına ...

Biz Türkiye’de 20. hatta 19. yüzyılın hukukuyla boğuşuyoruz.. Gençler hiçbir kimseye ya da şeye zarar vermeden yürüyüp düşüncesini ifade etti diye topluca cezaevine yolluyoruz. Erdoğan’ın “ölene kadar başkanlık” hırsı yüzünden insan hayatlarına, ekonomiye vurulan darbelerle uğraşıyoruz..

Bu fotoğraf mesela.. Söylediklerimizin kanıtı:
Türkiye’nin evladı Vera.. Kareye girmemiş ama babası, şehir planlamacısı olmak “suçundan” TUTUKLU olarak yıllardır Silivri’de yatan Tayfun Kahraman da orada.. Mahir Polat amcası, aynı yere gönderileceğinden habersiz, kucaklamış.. İstanbul’un günümüze kazandırılmış tarihi miraslarından birini anlatıyor. Geleceği Vera’ya emanet ediyor.

Vera büyüdü..

Babasıyla açık görüşlerde kucaklaşabildi.
Mahir Polat da gizli tanık iddialarıyla Silivri’de konduğu hücreden, neredeyse ölmek üzereyken toplumun ortak itirazıyla nihayet çıkarıldı.
Biz burada iktidarın AMOK koşusunu izlerken Trump da, yüz milyonların, hatta milyarların geleceğini etkileyecek adımlarla AMOK KOŞUSUNA start verdi.

Trump nereye koşuyor, dünyayı nereye sürüklüyor, anlatmadan önce AMOK KOŞUCUSU hakkında iki kelam etmeliyim.

* Aslında Uzak Doğu’da görülen bir psikopatolojik durumun adı. İlk kez Kaptan Cook tarafından Malezya’da gözlendi. Günümüzde ise yazar Stefan Zweig’ın romanıyla hayatımıza girdi.
* Özetle “intihar koşusu” demek. Bir AMOK Koşucusu, beklenmedik bir anda yerinden kalkıp koşmaya başlar. Yoluna çıkanları öldürür.. Kendisi de ölünceye kadar durmaz.. Duramaz!

Malum kimi Avrupa dergileri “ONLARI” hep bir arada kapağına taşır: Trump, Putin, Xi Jinping ve Erdoğan..
AMOK koşucularını daha iyi anlatacak bir “kombin” yoktur herhalde. Önlerine çıkanı ezerek, yaralayarak, toplamda milyonlarca insanın hayatını elinden alarak “kendi sonlarına” koşarlar.

Bugüne kadar sergilediği tutum bir yana.. Erdoğan 19 Mart’tan bu yana koşusunun son turlarında gibi..
Putin’i anlatmaya gerek yok! Bir ülkeyi öldürdü.. Ve şimdi yeni bir dünya savaşı tehdidiyle Avrupa’yı dize getirmeye çalışıyor.
Çin ise “uyanıp da ayağa bir kalkarsam görürsünüz” diyen dev gibi. Teknolojide, savaş ve uzay sanayiinde geldiği yere bakınca, “Sen uyumana devam et” demekten başka ne yapılabilir, bilemiyoruz.
Trump’a gelince..

Dünyanın Şerifi gibi ortalığı kasıp kavurmaya başladı. En önemli adımı da gümrük tarifeleri oldu.
İnternette dolaşan listelere bakarsanız göreceksiniz, özellikle “rakip” dolayısıyla “düşman” olarak gördüğü ülkelere getirdiği tarifeler akıl ötesi.

* En yüksek oran, yüzde 50 ile, Trump’ın “adını kimsenin duymadığı ülke” diye aşağılamaya çalıştığı Lesotho.

* Ama dünyada adı en çok bilinen ülkelerden Güney Kore de yüzde 50 ile ağır darbe yemiş..

* Onu Vietnam, Kamboçya, Bangladeş gibi Asya ülkeleri izliyor. Sonra sıra, herkesin endişeyle izlediği ticaret savaşlarındaki rakibi, Çin geliyor.

* Tayland: %36• Bosna-Hersek: %35• Çin: %34• Kuzey Makedonya: %33• Fiji %32• Tayvan: %32• Endonezya: %32• İsviçre: %31• Moldova %31• Libya: %31• Güney Afrika: %30• Cezayir: %30• Nauru: %30• Pakistan: %29

* Oranların en yüksek olduğu bölgelerde, Avrupa Birliği tek kalemde % 39 olarak yer alıyor.

* Türkiye’ye gelince: Özellikle iktidar çevresinin “Trump bizi seviyo” diye yorumladığı bir oran uygun görülmüş: Yüzde 10.

* Bu oran ne ifade ediyor? Sahiden Şerif Trump bizi seviyorsa bizden ne bekliyor, umuyor? Herhalde daha çok tartışacağız.

Ama.. Bugün ilk gün izlenimleriyle uzmanların yorumlarına bir bakalım:
İlk sırada ABD borsalarının sert düşüşü var. Dün akşam biz dizi izlerken (!) ABD Borsaları tarihi düşüşlere sahne oldu. Yüzde 9 gibi aşırı sert kayıplarla güne başlayınca piyasalar adeta delirdi. Kayıp, mesela Dow Jones verilerine göre 3 TRİLYON (evet trilyon) DOLARI buldu.
Sonra biz dizileri bitirip yatmaya hazırlanırken “Küresel piyasaların yakından takip ettiği finans şirketi JP Morgan’ın, yaptığı “ABD ekonomisi bu yıl resesyona girecek” açıklaması gündeme bomba gibi düştü.
“Kesin bilgi yayalım” diyordu JP Morgan.

Nitekim ekonomi, finans uzmanları, tablonun İkinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen 1929 yılındaki BÜYÜK BUHRAN’ı hatırlattığını söylüyordu.
Siyasetin tablosu da bu hatırlatmayı -maalesef- destekliyordu.

Oksijen Gazetesi’nde Uğur Koçbaş imzalı analiz haberdeki veriler korkunç.

* Küresel anlamda demokrasiler çöküşe gidiyor. 21. Yüzyıl’ın başından bu yana dünya çapında İLK KEZ OTOKRASİLERİN SAYISI DEMOKRASİLERİ geçti.
* Seçimlerin adilliği 25 ülkede, hukukun üstünlüğü 18 ülkede geriledi.
* Seçimli otokrasiler dünya nüfusunun yüzde 46’sını kapsıyor. Türkiye, Hindistan, Endonezya ve Pakistan gibi nüfus açısından büyük ülkeler bu gruba dahil.
* Bu arada Oksijen’den bir başka haber; Kasasındaki 52 milyar dolar ile dünyanın en zengin üniversitesi olan HARVARD, Trump yönetiminin 8,7 milyar dolarlık federal desteği kesme tehdidi üzerine Filistin’deki bir üniversite ile bağını kopardı.
Trump ‘ın yardımcısı JD Vance’in seçim öncesindeki sözlerini hatırlayanlar elbette şaşırmadı:
“Bence herhangi birimiz ülkemiz ve içinde yaşayan insanlar için yapmak istediğimiz şeyleri yapmak istiyorsak, bu ülkedeki üniversitelere çekinmeden ve agresif bir şekilde saldırmalıyız.”

Köktendinci, dünyanın her köşesinde aynı zihniyete sahip. İnandığı din ne olursa olsun, okumanın düşünmek.. Düşünmenin de iktidarı sorgulamak olduğunu biliyor.
Türkiye’deki özgürlük mücadelesi, işte dünyanın bu delirme dönemine denk geldi.
İşimiz elbette kolay değildi. Ama umudumuz da hiç tükenmedi.
AMOK koşucularının aslında KENDİ SONLARINA koştuğunu bilince ve dünyanın tüm gençleri elele verince…
OLMAZLAR OLUVERİR!!!